Devrimci; en kaba ,en saf anlamıyla mevcuttan rahatsız olan ,var olanın olduğu yeri haketmediğine inanan kişi olarakta tanımlanabilir.
Gerçek anlamda bir devrimci ise; toplumun önünde giden, çoğunluğa yada popülere uymayan, akıntının tersine gitmeye çalışan, bir işin aslından koptuğunu, amacından saptığını en önce farkedendir.
Size tam anlamıyla bir devrimciden bahsetmek istiyorum.
Bursaspor’lu İvan Ergiç’ten
Sırp asıllı birine sempati duyabileceğimi bırakın hayal etmeyi, rüyamda görsem hayra yormazdım. Bilakis rica edeceğim, bunu faşizan bir yaklaşım olarak görmeyin.Bunun pek tabiki bir yaşanmışlığı vardır.
Doksanların başında balkanlarda müslüman başnaklara yapılan eziyet ve zulüm bende bu toplum nazarında “kurunun yanında yaşıda yakmamak lazım” öğretisini öldürmüştü.
İşte tüm bu yaşanmışlıkların oluşturduğu ön yargıların bir kısmı İvan Ergiç’in Türk futbol camiası içerinde yaptıklarını görünce yıkılmaya başladı. Bir tane bile olsa bir Sırpa sempati duymaya başladım. Sanırım bu yüzden “futbol asla sadece futbol değil”.
Yaklaşık 2 yıldır Türkiye’de futbol oynamasına rağmen Türkçeyi en iyi konuşan futbolcular arasında olmasından tutun, endüstiyel futbolu bu kadar samimi eleştirmesine kadar her hareketi ile farklılık yaratan Ivan son yaptığıyla, aslında var olanın olmaması gerektiğine bizi inandırdı.
Ne mi yaptı İvan?
Gitmiş Bursaspor Mancester United şampiyonlar ligi karşılaşmasına 630 tane bilet almış ve ekonomik durumu müsait olmayan futbolseverlere dağıtacakmış.
Çoklarının aklına, devrimcilikle bedava maç bileti dağıtmanın ne alakası var diye bir soru gelecektir.
İşte onlar için bekletmeden cevap veriyorum;
Taraftar desteği için, yerini sağlamlaştırmak için, popülerliğini devam ettirmek için, yetersizliğini saklamak için v.b sebeplerle, bilet alıp bedava dağıtıp kendisine tezahurat yaptırtan futbolcu, yönetici, teknik direktör ve hatta yorumcu v.b bolca olduğu bir modernist futbol ortamında bütün bunlara, tüm futbol sistemine karşı çıkarcasına sadece insanlara maç izlemesi için bedava maç bileti dağıtmak tam anlamıyla işin aslından çıktığını, amacından koptuğunu anlayıp isyan etmek ve tepki koymaktır. Bu tepkiyi koyanda neresinden bakarsanız bakın devrimcidir.
Futbolcu en nihayetinde kendisine doğru 4-5 metreden bile sertçe gelen meşin yuvarlığı vücudunun herhangi bir yeri ile ne kadar hızlı durdurup ne kadar hızlı hareketlendirdiğine göre sıralandırılabilir. Buna yetenek denir. Bu yetenek öyle menem bir kuştur ki; İyi-kötü, güzel- çirkin, tembel-çalışkan veyahut ne bileyim ahlaklı- namussuz ayırt etmez herkese konabilir. Zira dünya imtihan dünyası diye buna diyorlar olsa gerek. Eşitsizliği görüp isyan etmeyenler kazanıyor bu imtihanı.
İşte bu yetenek bir yere kadar sizle devam ediyor, bir yerden sonra Ivan da olan o devrimci ruh, yada bir başkasında olan güzel ahlak yada vicdan gibi kavramlar devreye giriyor. Ve ölene kadar sizi bırakmıyor. Kolunuzdaki bir diğer altın bilezik falan olmuyor bilakis kolun ta kendisi oluyor.
Ne mutlu İvan gibi 3 kollu olanlara.
01 Kasım 2010/Pazartesi
entropi



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder