7 Ocak 2010 Perşembe

Bu Takımın Ruhunu Çalmışlar

Ben kişinin sevgilisiyle buluşmasına – vuslata - yürüyerek gitmesi gerektiğine inananlardanım. Yoksa canım oturduğun yerden kalk düğmeye bas 2 adım at durakta in ve sevgiliyle buluş. Emek vermeli insan. Yürümeli, yorulmalı ve beyine oksijen gitmeli.Hatta mümkünse nefes nefese kalmalı.

İşte Galatasaray maçına gitmek için buluşma yeri olarak stadyumun önüne değilde Cevahir alışveriş merkezinin önünü bu yüzden seçmemiz bundandı.
Evet yaklaşık 2 yıl sonra bir Galatasaray maçına arkadaşımın illegal yollarla elde etmiş olduğu biletle gidecektik. “Biraz önce sevgilim diyordun, insan hiç sevgisine illegal yollardan yemek ısmarlar mı?” diye sormayın. Sevgili size sormadan saçma sapan harcamalar yapıp (7 milyon dolara Elano) bu harcamaları sizin sırtınızdan çıkartırmaya çalışırsa (Kapalı tribün bileti 100 TL). Sizde sevgiliyi illegal yollardan memnun edersiniz.
***

Buluşma yerine yaklaşık 15 dk kadar geç kaldığım için arkadaşım, aradı ve "ne zaman gelirsin? " diye sordu. " Istanbul ne zaman izin verirse" dedim.

Sayısal ilimlerle cebelleşenler bilirlerki sonuçu etkileyen en büyük etken problemin içindeki değişkenlerdir. Ne zaman gelirsin sorusunun cevabı da tabiki İstanbul değişkenine bağlıydı.
İnsanların depresyonda olup olmadıklarını yani psikoljilerinin bozuk olupmadığını davranışlarındaki düzenlilikten gözlendiğini biliyoruz. Yani davranışlardaki düzensizlik,kişinin psikoljisinin bozuk olduğunun en büyük göstergesidir. İşte her yerinde düzensizlik olan bu şehrin psikolojisinin bozuk olduğu kanısına buradan vardım. Yoksa Yenibosnada kaza olduğunda Osmanbey de trafik sıkışmasını başka neyle açıklayabilir.
***
İşte bu psikoljisi bozuk şehirde 20 dakika kadar geçte olsa stada yakın bir yerlerde buluştuk. 15 dakika kadar yürüdükten sonra stadyuma ulaştık. Sevgiliyle buluştuk.
Aşk için bir çok tanım vardı elbet. Ama bu akşamki sahtekarlığa en uygun olan Civan Canovanın Ful Yaprakları (Şu anda devlet tiyatrosunda sahnelenmekte olan bu oyuna, içinde nihilizm ve tanrının adaletinin sorgulanması gibi bir çok çetrefilli konu olsa da gitmenizi şiddetle öneririm) isimli piyesinde olandı. Canova aşkı; "Beğendiğimiz bedenlerin içine olmasını istediğimiz ruhu yerleştirmemiz" olarak tanımlıyordu.
Evet bedenler, suretler tanıdık ve tamda istediğimiz gibiydi. Arda, Keita, Kewell,Elano,Nonda, Servet yani herkes sahadaydı. Ama eksik olan bedenlerin içinde olmasını istediğimiz ruhtu. Takım içerisinde ruh eksikliği vardı.
İngiltere liginde başarı çalışmayla ve harcanan parayla doğru orantılıdır. Ama Türkiye’de bu böyle değil. Türkiye her şeyin olduğu gibi futbolunda ametör ruhla – duygularla – oynandığı bir ülke. İşte bu nedenle başarılı olmak isteyen takım ruhunu asla kaybetmemeli.
Buranın yüzü ne kadar batıya dönük olsada doğu toplumu olduğundan bi haber olan Rejkart’ında en büyük eksiği tamda buydu aslında . Doğu toplumları futbol ruhla oynanır. Elanoyla falan oynanmaz.
Türkiye’de yabancılarla, parayla şampiyon olunmayacağına çok gördük. Yoksa kurulduktan 15 yıl sonra 6 şampiyonluk yaşayan Trabzonspor efsanesi nasıl açıklanabilir. Bırakın yabancı futbulcuyu, parayı, pulu Trabzon şehri dışından dahi futbolcusu bulunmayan bir takımın İstanbul takımlarının egemonyasını sonlandırıp (bölgesel emperyalist güçlere karşı) şampiyonluğu ancak ve ancak ruhla açıklanabilir.
Ondan bundan 6 yiyen ve 7 eksiği bulunan Büyükşehir Belediyeye karşı 15 dakika mahkum oynamak ancak ruhsuzlukla açıklanabilir.
Maç sonrası yırtılan formasının neden yırtıldığıyla ilişkili soruya “formamı yırtmasıydım, hırsımdam hakemi öldürebilirdim. Hırsımı bastırmak için formamı yırttım” cevabını veren ve hem ruhu hem bedeniyle oynayan Mustafa Sarp’ı gözlerinden öpüyorum
Maçtan sonra arayıp, bedenizi sinirlendirmeye çalışan arkadaşlara söylediğim sözü burayada yazayım “Benim kadar üzülmeniz için, benim kadar sevmeniz lazım”

Bu arada maç sonrasında maçın hakemi Hüseyin Göçek’in validesinin pekde mazbut bir kadın olamdığını ve stadyumdaki bir çok kişinin kendisiyle izdivaç talep ettiğini işittim. Bu nedenle Galatasaray taraftarına kınadığımı belirtmek isterim.
Eski bir kamyon yazısı der ki; “Kimileri anısıyla anılır, kimileri anasıyla”. Sanırım bu hakemde anasıyla anılanlardan.
11 ARALIK 2009/Cuma
entropi

Hiç yorum yok: