7 Ocak 2010 Perşembe

İlgililer ve Bilgililer



Şurası kesin ki bu ülkede ya ilgililer bilgisiz, bilgililer ise ilgisiz

Veyahutda bilgilileri ilgili olması engellenmektedir.
Bunu 10 Kasım Salı günü mecliste yapılan demokratik açılım görüşmelerinde de bir kez daha gördük.

25 yıllık sorunla ilgili tamamen bilgisiz olan bir takım zevatın mecliste ilgili konumunda olması nedeniyle sorunla ilgili bırakın çözüm üretmeyi tartışılmıyor bile.

Meclisin konuyu, sorunu tartışmaması için türlü aktiviteler geliştirildiğini salı günü gördük. Bu aktivitelerden kısaca bahsedecek olursak;

CHP zevatının meclisi miting alanı yahut stadyum zannedip Atatürklü pankart açması. Pankart açmak; topluluk önünde konuşacak konumda olmayan (Ör; stadyumdaki seyirci, mitinge katılan vatandaş…) fakat kendini bulunduğu topluma mesaj vermek zorunda hisseden kişilerin kullandığı bir yöntemdir.

Meclis gibi asli görevi konuşmak, tartışmak olan bir yerde konuşması mümkün olmayanlar gibi pankart açmak ya ahmaklıktır yada konuşulan konu hakkında söyleyecek bir şeyi olmayıp söyleyecek şeyi olanları engellemektir.

Yoksa meclisin içinde pankart açmak muhalefetle yapmakla yada Deniz Baykal’ın dediği gibi“demokrasilerde olu böyle şeyler” le hiç ilgisi yoktur.

Amacın muhalefet yapmaksa çıkarsın karşı fikirlerini söylersin. Tabi bu karşı fikirlerini söylemek Kemal Anadol’un İsmet İnönü alıntısı yaptığı gibi “Hade canım sende” deyip kürsüden inmek de değildir. Fikir hiç değilse birkaç paragrafla açıklanır. Tek cümle ile açıklanan fikir olmaz. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz. Bu zevatında konuyla ilgili bilgisi olmadığı için fikride yoktur. Döndük dolaştık makalenin başına yani ilgilelerin bilgisiz olduğuna geri geldik.

Meclisteki pankart açma hadisesinin hukuki boyutuna gelecek olursak;

Sanırım 12–13 yıl kadar önce 5 kadar TKP’li genç meclise yapılan ceylan derili koltukları protesto etmek için pankart açmışlardı ve hapse girmişlerdi. Biraz daha eskiye gidersek okuduğum kadarıyla Şehs Sait döneminde de aynı hadise vuku bulmuş ve 6 kişi meclisin işleyişini engellemekten idam edilmişti.

Salı günü açılan pankartın diğerlerinden farkı ise pankartların üzerinde Atatürk resmi olması. Demek ki neymiş efendim hukuk Atatürk resmi olup olmamasına göre değişiyormuş.

Alın size bir veciz örnek daha

Ay yıldızlı bayrağın üzerinde herhangi bir işaret ekleme veya çıkarmak yasaktır. Bırakın eklemeyi veya çıkarmayı bayrağın boyutlarından yanlış üretmek bile cezai işleme tabidir. Bu nedenle ortaokul matematik kitaplarında bayrak ölçüleri diye bir konu bile vardır.

Amma Kemalist zevatın mitinglerde bolca kullandığı Atatürk’ün kalpaklı figürünün bulunduğu bayrağa kimse gıkını bile çıkartmaz. Hukuk susar, vicdanlar susar.

Bakın buradan söylüyorum yarın bir gün birisi Atatürk resmi ile beraber hırsızlık yapsa yahut ne bileyim birine tecavüz etse hukuk ceza vermek konusunda çok zora düşebilir

Ergenekon sanıklarından Org. Hurşit Tolon’un Jandarma Genel Komutanı iken Atatürkçü Düşünce Derneğine, Genel Komutanlığın 5 Milyon dolarını nasıl hibe ettiğini 2. iddianamede okuduk. Ama hırsızlık işinin içinde Atatürk ile ilgili bir vakıf olunca hukuk susuyor

11 Kasım 2009/Çarşamba
entropi

Hiç yorum yok: