
İnsan, sakladıklarıyla da söylemedikleriyle de insandır.
Albert CAMUS
Camus bu sözü Mahmut Fazıl COŞKUN’UN ilk filmi Uzak İhtimal için söylemiş olmalı.
Filmin künyesinden başlarsak;
Yönetmenliğini Mahmut Fazıl Coşkun’un yaptığı filmin senaryosu Tarık Tufan (Az evvel yukarıdan bahsettiğim rehberlik hocam), Görkem Yeltan ve Ersan Uysal’ ın kaleminden çıkmış. Filminoyunculuklarını ise Görkem Yeltan,Nadir Sarıbacak ve Ersan Uysal yapmış
Girdiği birçok festivalde ödülleri toplayan Uzak ihtimal filmi Türkiye ilk kez Rotherdam film festivalinde de en iyi film ödülünü getirmiş. İstanbul film festivalinde en iyi senaryo, en iyi yönetmen en iyi erkek oyuncu,Adana Altın Koza film festivalinde ise en iyi yönetmen en iyi erkek ve en iyi kadın oyuncu ödüllerini almış olan Uzak ihtimal yılın en iyi Türk filmi olarak kendini gösteriyor.
Filmin muhtevasına gelirsek;
Film dünyada sadece İstanbul’da geçebilecek bir hikayeye sahip.Müezzin olan Musa’nın ilk ataması İstanbul’a yapılır.Caminin kendisine verdiği lojmana yerleşir.Clara ise rahibe olmak isteyen bir İtalyan genç kızdır. İkilinin yolları birbirlerine kapı komşusu olmalarıyla başlar.Genç Müezzinin kendine bile itiraf edemediği bu aşk zaman geçtikçe her anına ayılır.Rahibeyi ister istemez takip etmeye ve ardından kiliseye gitmeye başlar.Burada Sahaf Yakup efendi ile tanışır.Clara,Müezzin Musa ve Sahaf Yakup’un kesişen hayatlarındaki küçük sürprizler filmin sıcak atmosferini oluşturur.
Filmde gayet az konuşma olmasına ve gereksiz diyaloglardan kaçınılmış olmasına rağmen oluşturmuş olduğu sıcak atmosfer filmi gayet gizemli hale getirmiş.
Filmin konusunun rahibe ile müezzinin aşkı olması nedeniyle hemen ajite edebilecek hemen dejenere olabilecek bir yapıya sahip. Ama anlatım o kadar ön yargısız o kadar klişelerden uzak ki film çıktıktan sonra filme konu olan aşkın sahiplerinin sosyal statüleri izleyenleri hiç dikkatini çekmiyor.
Gerek rahibeyi canlandıran Görkem Yeltan, gerek müezzini canlandıran Nadir Sarıbacak’ın
oyunculukları ile zirveye çıktıkları film içerisinde bulunan İstanbul manzaraları ile de adından sıkça söz ettireceğe benziyor.
Film, hayatlarında hiç festival filmi izlememiş arkadaşlara gerek sessizliğiyle gerek bıçak gibi keskin sonu ile biraz sıkıcı gelebilir. Ama efendim sizde alışı verin normal hayata. Normal hayat aksiyon filmi değil festival filmidir.
İnsan, sakladıklarıyla da söylemedikleriyle de insandır.
Albert CAMUS
14 Ekim 2009/Çarşamba
entropi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder