7 Ocak 2010 Perşembe

Samimiyet Açılımı


Dede Korkut masallarında geçen küçük bir hikaye kısaca şöyledir;

Adamın biri bir gün bir yılanla dost olur. Yılana her gün bir tas yoğurt götürür, karşılığında yılandan her gün bir dirhem altın alırmış.Bu takas yıllarca böyle sürüp gitmiş.Adam da yılanda hayatından gayet memnunmuş. Çünkü ikiside birbirlerinin eksiklerini tamamlar, birbirlerinin hayatlarını kolaylaştırılarmış.

Bir gün adamın haylaz oğlu adamı takip etmiş ve bu değiş tokuşa şahit olmuş. Yılana her gün yoğurt götürmek yerine onu tehdit edip altınların yerine öğrenmeyi aklına koymuş.

Ertesi gün buluşma yerine babasından önce ve elinde bir tas sütle gitmiş.Amacı yılanı yakalayıp altınların yerine öğrenmekmiş. Yılanı yakalamak için ona saldırmış. Ve yılanın kuyruğunu kopartmış. Kuyruğu kopan yılanda çocuğu sokmuş ve oracıkta öldürmüş.

Olay yerine gelen adam oğlunun öldüğünü görünce çok üzülmüş.

Aradan geçen aylar sonucunda adam yılanla birbirlerine ihtiyaçları olduğunu anlamış. Çünkü adam altınsız, yılanda yoğurtsuz kalmış. Bu fikirler içerisinde olan adam aylar sonra yılanla buluşma yerine tekrar gitmiş. Yılana “geçmişte yaşanan her şeyi unutmayı ve bu altın yoğurt takasına devam etmeyi” teklif etmiş.Yılan ise adama “sende bu evlat acısı, bende bu kuyruk acısı varken biz asla eskisi gibi dost olamayız. Çünkü birbirimizi gördüğümüzde hep acılarımızı hatırlarız ve tekrar yaşarız.Bırak barışmayalım ikimizde yuvalarımıza geri dönelim” demiş. Ve yılan deliğine adamda köyüne geri dönmüş.

***

Kürt açılımı,Alevi açılımı, Ermeni açılımı, Kıbrıs açılımı. Her tarafızımızın açılım olduğu şu günlerde ak parti en sonunda kendinden bekleneni yaptı ve açılımın işinin bokunu çıkarttı.Ne mi yaptı diye soracak olursanız. Alevi açılımı kapsamında yapılan, alevi çalıştayına Ökkeş Şendilleri davet etti.

Ökkeş Şendiller kim mi?

19 aralık 1978 günü bir sinemanın bombalanmasıyla başlayan, kısa süre içinde bir iç savaşa dönüşen ve 105 kişi ölmesi, 176 kişi yaralanmasıyla sonuçlanan Kahramanmaraş’daki şiddet olaylarının en büyük azmettiricilerinden biri.

Devrinin önde gelen ülküci reislerinden biri.

Olaylar öncesindeki ismi Ökkeş Kenger olan ama olaylar sonrasında ismini Ökkeş Şendiller diye ismini değiştirmiş olan şahıs.

***

Ak parti kaynaklarının söylediğine göre Ökkeş Şendiller çalıştaya gelip pişmanlığını, kimlerin kendisini nasıl gaza getirdiğini anlatacak bir nevi günah çıkartacak ve zamanında ben bir bok yedim aman siz yemeyin deyip ,halka provakasyona gelmeyin mesajı verecekmiş.

Bakın yanlış anlaşılmasın kavga devam etsin demiyorum. Ama birilerinin barıştırılmaya ihtiyacı yok. Yukarıdaki hikayeyi anlaltmamın sebebide işte buydu.Bir taraftan bu kuyruk acısı diğer tarafta bu evlat acısı varken bu iki tarafı barıştırmak istemek, magazinden öteye geçemez.

***

Kocasından dayak yediği için soluğu karakolda alan kadının, babacan karakol komseri tarafından barıştırılmasındaki sahteliği sonucunda ne olduğu hepinizin malumudur. Barıştırılıp evine gönderilen kadın, kocası tarafından tekrar dayak yer. Çünkü barıştıran komiser samimiyet taşımaz, başından sağmak için kendi çıkarı için barıştırmıştır da ondan. Halbuki aynı kadın babasının evine gitse ve bu barışma orada yaşansa, yaşanan bu barışma daha samimi, daha çıkarsız yaşandığı için daha uzun yıllar sürebilir.

***

Ama Ak parti bu hataya hep düşüyor.

Dağdaki ölen terörüstün annesiyle, şehit analarını kürt açılımı çevresinde bir araya getirmek ve yalancıktan dostluk mesajı vermekten, magazinden öteye geçmedi.

Peygamberimizin (s.a.v) amcasını şehit eden Hz Vahşi'ye de (a.s) “ne olur gözüme görünme, sohpetlerde ve camide seni göremeyeceğim bir yerlere otur” demeside işte tam bundandır.Çünkü peygamberimin içinde acısı varken yalancıktan çevresindeki sahabeye şirin gözükmek için magazinel bir barışma yapıp dost gözükseydi, yarın yaptığı tüm icraatlarda kimseye samimi olduğunu anlatamazdı.

İşte size açılımın en büyük eksiğini söylüyorum.

Samimiyet.

Sadece oy avcılığı yapılan bir açılım olduğu her yerinden belli olan icraatların başarıya ulaşamamasının temel sebebi. Samimiyet yoksunluğu.

Buradan Ak Parti'ye nacizane iki nasihatim var.

Birincisi; belediye otobüse atılan molof kokteyl sonucunda ölen Serap’ ın ailesini de bu açılım geyiği sebebiyle, DTP gençlik kollarıyla falan buluşturup, barıştırmaya kalkışmasınlar.

İkincisi; artık bu Avrupa birliği geyikleri falan bırakıp özlerine yani yukarıda anlattığım küçük hikayelere ve peygamber kıssalarına dönsünler.

Nuray Mert’inde dediği gibi “Müslümandan demokrat olmaz, olamaz.”
24 Aralık 2009/Perşembe
entropi

Hiç yorum yok: